Boşanma, yalnızca bir evliliğin sona ermesi değil, bireyin kendisini, toplumsal konumunu ve yaşam öyküsünü yeniden tanımlamasını gerektiren önemli bir kimlik dönüşümüdür. Evlilikle birlikte kazanılan eş ve ebeveyn kimlikleri, boşanmayla birlikte yeniden şekillenirken bireyin benlik algısı, özsaygısı ve geleceğe yönelik seçimleri de bu süreçten etkilenir.
Erikson ve Marcia’nın kimlik kuramlarından hareketle ele alınan bu yazıda, evliliğin bireysel kimlik içindeki merkeziliği ve belirginliği, boşanmanın toplumsal olarak başarı ya da başarısızlık şeklinde kodlanması ve bireyin “biz”den “ben”e geçiş süreci incelenmektedir. Cinsiyet rolleri, ekonomik bağımsızlık, ebeveynlik sorumlulukları, kültürel beklentiler ve yeni romantik ilişkiler çerçevesinde değerlendirilen boşanma, kimi zaman kimlikte derin bir sarsıntıya, kimi zaman ise kişinin kendisini yeniden keşfetmesine ve yaşamını farklı değerler üzerinden kurmasına zemin hazırlayabilir.
Bu metinde boşanmanın psikolojik anlamı, yalnızca biten bir ilişki üzerinden değil, bireyin kendisini nasıl tanımladığı ve yaşadığı dönüşümü yaşam anlatısına nasıl dahil ettiği üzerinden ele alınmaya çalışılmıştır.